Anasayfa
4 Mayıs 2012 PDF Yazdır e-Posta

Ah Ben (Dinar Günlüğü)

4 Mayıs, Cuma

Biraz önce “Tasavvufa Giriş” bitti. Çok etkilendim sanırım. Bir tuhaf oldum. Kitabın birçok yerinde kalbimin atışının değiştiğini, gözlerimn yaşardığını, heyecanlandığımı hissettim. Üstat kitabın sonunda diyor ki kendi halinde samimi bir müslümansanız, bir yerde, kırk yaşlarında tasavvufla karşılaşırsınız. Ben samimi miyim bilmiyorum ama kendi halimde ve kırk yaşlarındayım. Bu okumalar beni nereye götürecek kestiremiyorum. Ama sanırım sahici okumalar olacak.

Kitabın o kadar çok yerini çizmişim, o kadar çok yerine mim koumuşum ki… Nihat Dağlı’nın bir yerde dediği gibi aslında kitap da çok kere beni çizdi. Kalbim çentik çentik oldu belki de.

Bir romana niyet edip başladım bu okumalara. Beni romana götürecek mi bilmiyorum ama daha hakikatli yerlere götürecek gibi. Sırada Muhasibi ve Kalp Hayatı var o gün dükkandan aldığım kitaplardan, sonra İmam Gazali’nin Mükaaşefetü’l-Kulup. Bir de Mahmud Erol üstadın önerdiği kitaplar. Bir ara onlara yöneleceğim sanırım.

 
Sızıntı Dergisi PDF Yazdır e-Posta

SIZINTI DERGİSİ: “ZÜHRE” DEĞİL, “KATRE” DEĞİL, “REŞHA”…

Günümüzün karasevdalıları: “Bu ağlamayı dindirmek için yavru”[1]

Sızıntı ve ben

Sızıntı 79’dan beri yayınlanan bir dergi. Hangimizin hayatında eline Sızıntı alıp sayfalarını karıştırdığı şeklinde bir görüntü yoktur ki. Ortaokul lise yıllarında muhatap olmuşuzdur belki. Belki üniversitede okurken bir arkadaşımız abone etmiştir. Belki bir akrabamız hediye etmiştir. Renkli sayfalarıyla, farklı alanlara ait yazılarıyla muhakkak bir ara bizi alıp bir yerlere götürmüştür bu dergi. Hayatının bir döneminde Sızıntıyla karşılaşmış okurlardan bir örnek olsun diye önce kendi muhataplığımdan bahsetmek istiyorum.

Sızıntıyı ilk nerede gördüm emin değilim ama ilk aldığım sayıyı hatırlıyorum. İlk Sızıntımı ortaokula giderken almıştım. Kimse vermedi, kimse tavsiye etmedi, kendi kendime bir kitapçıda veya gazete bayiinde görüp, merak edip aldım. İlginç bir dergiye benziyordu. Şimdi biraz araştırsam o ilk sayının hangi sayı olduğunu da tespit edebilirim aslında. Başyazısı olmayan birkaç sayıdan biriydi. İlk sayfalarında başyazının olduğu yerde kelebeklerle ilgili bir makale vardı. Tabi bir de harika kelebek resimleri.

 

 
Çağdaş Türkmen Öyküsü - 2 PDF Yazdır e-Posta

Hece Öykü 50ÇAĞDAŞ TÜRKMEN ÖYKÜSÜ 2

Bu dosyada neler var?

Türkmen Öykücülüğünde 1956 Sonrası Görülen Değişim / Ahmet Gökçimen

Dağ Yere Sinince / Orazgılıç Çarı / Çeviren: Hüdayi Can

Kitap / Nurmırat Sarıhanov / Çeviren: Bayram Rahimguliyev

Savaş Ne Zaman Bitecek? / Atacan Tagan / Çeviren: Filiz Çeliktaş

Karamurt / Hıdır Amangeldi / Çeviren: Hüdayi Can

 

Hece Öykü'nün 50. sayısında "Çağdaş Türkmen Öyküsü-2" dosyası yayınlandı.

 
YABANCI PDF Yazdır e-Posta

YABANCI

Prefabrik betonarme bloklar arasına sıkışmış küçük bir oyun parkı var. Ayşe’nin oturduğu evin hemen yanında ama onların dairesi o cepheye bakmıyor. Baksaydı belki iyi olurdu. Annesi pencereden kızını görür, gönül rahatlığıyla parka gönderebilirdi. Gönderse de Ayşe gider miydi bilinmez. Annesinin onu gördüğünü bilse belki çıkabileceğini, düşünüyor.

Hava, kara bulut sıcağı. Damladı damlayacak yağmur damlaları, ama damlamıyor. Arkası kırık bir bankta Ayşe’nin babası oturuyor, elinde bir kitap. Ayşe de babasının hemen önünde kumda oynuyor. Kum oyun alanı için getirilmiş. Çok güzel.

-          Ayakkabımı çıkarabilir miyim baba?

-          Hayır, kızım, bak cam kırıkları var.

Birileri geceleri içip içip bira şişelerini sanki özellikle burada kırıyorlar. Yoksa çocuk çıkarsa ayakkabılarını, kumda güzelce oynasa. Cam kırıkları sanki kumda değil babanın kalbinde. İlerdeki çocuklarsa yalınayak, yarı çıplak oynuyorlar. Onlara hiçbir şey olmuyor.

 
15 Mart 2012 PDF Yazdır e-Posta

Ah Ben (Dinar Günlüğü)

yaşar karayunusoğlu

15 Mart, Perşembe

Biraz önce okula geldim. Genç arkadaşlardan Ömer Bey, “Hocam kargonuz geldi öğle arası, ben aldım.”dedi. Kargo dediği büyük bir poşet. Açtım, içinde bir poşet daha. Arkadaşlar, bir paket daha çıkacak, dediler. O çizgi filmlerdeki şaka gibi. Sonunda bir şey çıkmaz. Ama öyle olmadı elbette. O zarfın içinde küçücük bir paket, o pakette iki minik kitapçık…

Aslında bu kitapları ne zamandır bekliyordum. Ama dosttan gelen mektup gibi. İçim heyecanla doldu. Beklenen mektuplar öyle olur. Bazen içeriği bilsen bile, salt varlığıyla büyük bir müjdedir.  Bir duygu seli içinde yuvarlandım. Aziz dostum, bir mektup olup gelmişti yanıma.

İki küçük kitapçık. Biri “Gurbette Köyümle” adını taşıyor, biri “Halit Hoca’nın Günlüğü”. İfadeler sağlam. Tefekkür derin. Cümleler duygu dolu bir gönülden çıkmış, belki de onun için hemen kalbe işleyen cümleler.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 25

Anketler

Yapılan Yorumlar

Kimler Sitede

Şu anda 3 konuk çevrimiçi